EN TR

YARATMAK İSTEDİĞİMİZ GELECEK İÇİN DOĞRU HİKAYELER ANLATIYOR MUYUZ?

//YARATMAK İSTEDİĞİMİZ GELECEK İÇİN DOĞRU HİKAYELER ANLATIYOR MUYUZ?

YARATMAK İSTEDİĞİMİZ GELECEK İÇİN DOĞRU HİKAYELER ANLATIYOR MUYUZ?

Hikâye anlatımı, her zaman, hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Antik çağlardan beri, insanlar birbirleriyle iletişim kurmak, öğrenmek ve bağlantı kurmak için hikâyeler kullandılar. Hikâyeler; insanların bilgi ve duyguları paylaşmalarını, gerçekleri tanımlamalarını, kendilerini ve toplumdaki yerlerini bulmalarını ve yaşadıkları dünyayı anlamalarını sağlar. Bu nedenle insanlar, ikna olmak, karar vermek ve değer bulmak amacıyla hikayeler aramaya şartlanır.

Değişim, hayatımızın bir parçasıdır. Kurumlarda performansı artırmak, fırsatları yakalamak veya yeni girişimlerde bulunmak bununla birlikte süreçler, iş rolleri, organizasyon yapıları ve teknoloji kullanımı değişimi gerektirir. Bu hızlı değişime adapte olmak ve işlerini yapma şeklini değiştirmek zorunda kalanlar, aslında kuruluşunuzun çalışanlarıdır. Çalışanlar, yeni çalışma biçiminin gerektirdiği değişiklikleri benimser ve uygularsa sonuç başarılı olur.

Çalışanların zihniyetlerinde ve organizasyonel sonuçlarda bir değişiklik yapmaya çalışan liderler genellikle kritik bir hata yaparlar. Çalışanlardan farklı davranmalarını ister ya da bunu dikte ederler. Bunu yaparken, insan davranışının temel bir yönünü görmezden gelirler. Davranışları şekillendiren inançlardır. İnsanlara “daha yaratıcı olun” ya da “motive çalışın” ya da “işinizi sevin” emrini veremezsiniz. İnsanlara kurallara uymalarını bile emredemezsiniz çünkü kimse kurallar kitabını okumaz. İnsan beyni bu şekilde çalışmaz. Ama çalışanları iyi bir hikâyeyle oraya yönlendirebilirsiniz.

Sürdürülebilir bir değişimin gerçekleşmesi için liderlerin farklı davranışlar talep etmekten daha fazlasını yapmaları gerekir. Zihniyetleri değiştirmek zorundadırlar.

Platon, bir zamanlar, ‘Hikâye anlatanlar dünyayı yönetir’ demiş. Hikâye anlatımı, liderlerin ekiplerinin düşünme şeklini değiştirmelerine yardımcı olur ve bu da çalışanların davranış biçimlerini değiştirmede kritik bir adımdır. Hikâyeler değişmek için engelleri ortadan kaldırır, öğrenme zihniyetlerini şekillendirir ve çalışanlara istenen sonuçları sağlayan yeni davranışları benimsemeleri için ilham verir. Hikâyeler dinleyenlerin mantık süzgecine takılmadan doğrudan bilinçaltına ulaştığı için etkilidir.

Bir kız çocuğu, annesi ile Disneyland Parkını ziyaret ettiği sırada elindeki Belle oyuncak bebeği çitle çevrili bir inşaat bölgesine düşer. Kızın üzüntüsünü fark eden güvenlik ve müşteri hizmetlerinden birkaç çalışan, bebeği inşaat alanından almak için harekete geçer. Oyuncak bebeği bulduklarında bebeğin kötü durumda olduğunu görürler. Bebeğin giysileri yırtılmış ve çamurla kaplıdır. Daha da kötüsü, bu oyuncağın üretimden kaldırılan bir model olduğunu fark ederler. Bunun üzerine bebeği onarmak için kostüm tasarım bölümüne gönderirler. Gün sonunda aile otele döndüklerinde, onarılan ve yeniden giydirilen bebekle karşılanır ve “gerçek” Belle karakteri ile birlikte çaya davet edilir.

Disney yıllarca bu hikâyeyi, Disney’in her misafir için keyif ve mutluluk yaratma Kültürü’nü destekleyen bir çalışan davranışı örneği olarak paylaştı. Disney’in öykü anlatımını bir liderlik ve kültür aracı olarak benimsemesi sürpriz olmamalı çünkü Walt Disney, usta bir hikâye anlatıcısıydı. Disney, şirket içinde çalışanları vizyonu etrafında harekete geçiren hikâyeler anlattı. Bu hikâye anlatımı pratiği, sürekli başarıya yol açan yaratıcılık ve yeniliklerle dolu müşteri odaklı bir kurumsal kültürü destekledi.

Kurumlar genellikle ürüne, fikre veya işe odaklanır, ancak bunun yerine insanlara odaklanılmalıdır. Ve hikayeler tam olarak bunu yapar. Hikâye anlatımı küçükken başlar ve asla bitmez. Yaşam boyunca güçlü bir öğretim aracı olarak bizi etkilemeye devam eder.

Hikayeler insanları ortak değerler etrafında toplar ve birbirine bağlar. Kurumlar da çalışanlarının ve değerlerinin hikayelerini anlatarak varlıklarını daha kalıcı ve etkili bir şekilde sürdürebilir.

Saynur Demirdelen

By | 2020-02-10T09:43:43+00:00 Ocak 26th, 2020|Categories: Genel|Yorum yok

About the Author:

Siz de fikrinizi belirtin