EN TR

KAFAMDAKİ FENER!

//KAFAMDAKİ FENER!

KAFAMDAKİ FENER!

Keşfetmeyi severim, araştırmayı, bilinmeyini öğrenmeyi bu benim için sanki ek bir hobi gibi.

Bir mağaraya girdiğimizi düşünelim ve kafamıza taktığımız bir fener dışında yolumuzu aydınlatacak hiçbir şeyin olmadığını.

Ne yaparız?

Ya yolumuza devam eder o mağarada ne arıyorsak, bulmayı düşünerek ilerleriz.

Ya da arkamızı döner konfor alanımız olan mevcudiyetimize kavuşuruz.

Hayat da sanki böyle değil midir? Bir düşünün konfor alanınızda kaldığınızda, mevcut yaptıklarınızı yapmaya devam ettiğinizde; öğrenme, keşfetme, var olan olumsuzlukları değiştirme, yeniden yaratma gücüne sahip olur muydunuz?

Cevap çok basit HAYIR! Peki, bizi ne engeller bakış açımız. Bu kadar basit.

Bakış açımız anlaşmazlıkları, bakış açımız yaşantımızı, bakış açımız seçtiğimiz arkadaşlarımızı, işimizi ve daha neler neleri etkiler.

Hayatımızı bakış açımız yönlendirir.

Düşünün çalışıyor, para kazanıyor, kariyer yapıyor çok başarılı oluyorsunuz. Tüm emeklerinizin karşılığınız alıp, yorulsanız da ailenize ve kendinize bakabiliyor, iyi yaşayabiliyorsunuz. Hobileriniz var, seyahat edebiliyor, dostlarınızla buluşabiliyor ve arzu ettiğiniz bir hayata kavuşuyorsunuz?

Ya da Rwanda’da Karisimbi Dağı’nda, 3 bin metre yükseklikte, bir goril araştırma merkezi kurarak 1967-1985 yılları arasında 18 yıl boyunca, hem araştırmalar sürdürüp, hem de kaçak goril avcılarına karşı zorlu bir mücadele vererek, hayatınızı bu gorillere adayarak onların soylarının tükenmemesi için avcılar tarafından öldürülene kadar dağın tepesinde tek başına yaşayan DIAN FOSSEY gibisiniz.

Hangisi güzel, hangisi daha doğru hangisi daha başarılı, hangisi daha verimli?

Elbette her ikisi de. Çünkü bu seçilmiş yollar farklı kişilerin bakış açısına göre şekilleniyor,

Bu insanların hayata bakış açısının, hem kendilerine hem de kendi dünyalarına yansımaları olacaktır, burada en önemli olan şey ise Yunus Emre‘nin dediği gibi;

“İlim ilim ilmektir. İlim kendini bilmektir” .

Kendini bilip, hayata nasıl baktığımız, değerlerimizi ve en çok da kendimizi kucakladığımızda o yol bizim yolumuzdur ve de şüphesiz doğrudur.

Evet; kafamda değil, ama elimde bir fenerle Java Denizi’nde 700 metre derinliği olan sularda gecenin bir vakti daldığımda, bakış açımın beni ne kadar etkilediğini anlama fırsatım oldu.

Bunu size çok kısaca anlatmayı çok arzu ettim.

Gece dalışında yukarıya baktığımda hiç ışık göremediğimde, ilerlememe rağmen ışığa bir türlü kavuşamadığımda, yetersiz ekipman ve yetersiz insan kaynağı ile yaptığım bu maceranın beni bir mağaraya soktuğunu ve artık yolumu bulamayacağımı düşündüm ve öleceğimi.

Çünkü ne kadar yükseğe çıkarsam çıkayım, suyun yüzeyine ulaşamadım ve kafam duvara çarptı. Üstümde kocaman bir kaya oluşumu ile dalışımı yapıyordum. Bu kaybolduğum anlamına geldi benim için ve havam bitene kadar yaşayacaktım.

Moralim bozuk, korku içinde yanımda duran ve aynı şeyleri yaşayan body‘m ile kaygı nöbeti yaşamaya başlamıştık.

Durdum düşündüm mağarada olsak bile bir çıkışı mutlaka olmalıydı, tek fenerimiz kalmıştı ışığı sönme ihtimali çok da yüksekti, eğer diğeri gibi onu da kaybedersek bunun adı artık gerçekten ölümdü.

Yan yana geldik, el ele tutuştuk gözlerimiz ve el işaretlerimizle birbirimizi cesaretlendirdik, tahmin ettiğimiz kara rotasında sırtımızı üstümüzde olan kayaya dayadık ve rotayı takip ettik, pes etmedik, sadece karaya doğru ilerledik bir süre sonra üstümüzdeki o koca kaya oluşumu bitti ve az da olsa ışığa ulaştık.

Suyun yüzeyine çıkarak karayı gördük ve tekrar biraz aşağıya inerek karaya doğru dalışımızı tamamladık.

İster mağara, ister hayat sizin kafanızdaki fener ile ilgili aslında, kesin olan bir şey var.

Siz kafanızdaki feneri nereye çevirirseniz orası aydınlanıyor.

Yasemin Sayın

By | 2020-02-14T14:38:10+00:00 Şubat 14th, 2020|Categories: Genel|Yorum yok

About the Author:

Siz de fikrinizi belirtin